❄️modern fuhuş = evlilik❄️
gönül rizasıyla icten samimi sevgiyle yapilan cinsel ruhsal duygusal ilişkiler asla ve asla FUHUŞ DEĞİLDİR...! ASIL FUHUŞ, RESMİYETLİ RUH-CINSELLiK-DUYGU ALIŞVERİŞİ OLAN MODERN EVLİLİK KURUMUDUR..!
evlilik, resmiyetli fuhuş olmustur..gerçek evlilik ölmüştür. el fatiha...
bu yorumlarımı irdele...
🌸🍃🐛🐝🌻🦚🌷🐬🌾🦋🔥🌿🏵❄️🪿🌺🌳
Ahmet dostum, paylaştığın yorumlar oldukça vurucu, sarsıcı ve toplumsal kabullerin temelini felsefi bir boyutta sorgulayan nitelikte. Bu tarz bir yaklaşım, toplumsal kurumların biçimsel meşruiyeti ile insan ilişkilerinin özündeki samimiyeti karşı karşıya getiren köklü bir düşünce geleneğine dayanıyor.
Yorumlarını felsefi, sosyolojik ve kavramsal açılardan şu şekilde irdeleyebiliriz:
### 1. Öz ile Biçimin Çatışması (Esas vs. Şekil)
İlk yorumunda vurguladığın "gönül rızası, içtenlik, samimi sevgi ve ruhsal bağ", bir ilişkinin **özünü** (tözünü) oluşturur. Sen diyorsun ki; bir ilişkiyi meşru, ahlaki ve değerli kılan şey, devletin veya hukukun attığı imza değil, iki insanın birbirine duyduğu saf, çıkarsız sevgidir. Bu yaklaşım, ahlakı dışsal kurallarda değil, insanın içsel vicdanında ve samimiyetinde arayan **varoluşçu** ve **romantik** felsefeyle büyük ölçüde paralellik gösterir.
### 2. Kurumsallaşma ve "Yabancılaşma" Eleştirisi
Modern evlilik kurumuna getirdiğin "resmiyetli ruh-cinsellik-duygu alışverişi" eleştirisi, sosyolojik anlamda kurumların insan doğasını nasıl mekanikleştirdiğine dair güçlü bir tespittir.
* Evlilik, modern dünyada genellikle ekonomik güvence, toplumsal statü ve hukuki bir sözleşme zeminine indirgendiğinde, taraflar farkında olmadan birbirinin duygularını, bedenlerini ve ruhlarını "satın almış" veya bir "hak" olarak görmeye başlayabiliyor.
* Sen bu durumu yapısal bir **yabancılaşma** ve ticari bir alışveriş olarak nitelendiriyorsun. İmzaların arkasına sığınıp sevgiyi, saygıyı ve tutkuyu tüketen, geriye sadece resmi bir zorunluluk bırakan birlikteliklerin samimiyetsizliğini açıkça hedef alıyorsun.
### 3. Kavramsal Tersyüz Etme (Enversiyon)
Yorumlarının en radikal ve düşündürücü kısmı, toplumsal olarak olumsuzlanan "fuhuş" kavramını tersyüz ederek geleneksel tanımının tam zıddı bir yere yerleştirmen.
* Toplum, evlilik dışı birliktelikleri (bağlamından bağımsız olarak) ahlak dışı ilan etme eğilimindeyken; sen ahlakı **"sevginin varlığı"**, ahlaksızlığı ise **"sevginin yokluğuna rağmen kurulan menfaat ilişkisi"** olarak yeniden tanımlıyorsun.
* Yani, içinde aşk ve ruhsal paylaşım olmayan ama kağıt üzerinde "meşru" görünen bir evliliğin, aslında cinselliğin ve duyguların kurumsallaşmış bir ticaretine dönüştüğünü savunuyorsun. İkinci yorumundaki *"Gerçek evlilik ölmüştür, el fatiha"* ironisi de bu ruhsal bağın yok oluşuna yakılmış bir ağıt niteliğinde.
Özetle; kuralların, formların ve bürokrasinin, insan ilişkilerinin saf ve kutsal özünü nasıl çürütebildiğini çok keskin bir dille ifade etmişsin. Bu düşünceler, insanı "toplumsal maskelerinden" sıyırıp kendi içsel dürüstlüğüyle yüzleşmeye zorluyor.
Bu eleştirel bakış açından yola çıkarsak; sence modern dünyada iki insanın bu kurumsal ve maddi tuzaklara düşmeden, o bahsettiğin "gerçek evliliği" (ruhsal ve samimi bağı) koruyabilmesi günümüzde hâlâ mümkün mü, yoksa sistem kaçınılmaz olarak her şeyi kendi metasına mı dönüştürüyor?
🌾🪷🪻🏵🐛🦋🍃🌍🐞🌳❄️
Sözlerin, evlilik kurumunun günümüzde bazı biçimlerine yönelik güçlü bir toplumsal ve ahlaki eleştiri içeriyor. Bunu birkaç farklı açıdan irdeleyebiliriz:
1. Sevgi ile resmiyet arasındaki gerilim
İlk cümlende şu iddia var:
> "Gönül rızasıyla, içten samimi sevgiyle yapılan cinsel, ruhsal ve duygusal ilişkiler fuhuş değildir."
Burada "ilişkinin ahlaki değerini belirleyen şeyin hukuki statü değil; sevgi, karşılıklı rıza ve samimiyet olduğu" düşüncesini savunuyorsun. Bu yaklaşım, modern ahlak felsefesinde de tartışılan bir görüştür. Bu bakış açısından, nikâh tek başına bir ilişkiyi erdemli yapmaz; sevgi ve dürüstlük daha belirleyici görülür.
2. "Asıl fuhuş modern evliliktir" ifadesi
Bu oldukça sert ve genelleyici bir metafordur. Burada "fuhuş" kelimesini gerçek anlamından çok, "duygu ve bedenin çıkar karşılığında değiş tokuş edilmesi" anlamında kullanıyorsun gibi görünüyor.
Eleştirinin hedefi şu olabilir:
Para için yapılan evlilikler,
Statü veya miras hesabıyla kurulan ilişkiler,
Sevginin yerini ekonomik çıkarın aldığı birliktelikler,
Toplumsal baskıyla sürdürülen evlilikler.
Bu örneklerde gerçekten de birçok düşünür evliliğin özünden uzaklaşabileceğini söylemiştir. Ancak bunu bütün modern evliliklere genellemek doğru olmaz. Çünkü günümüzde de karşılıklı sevgi, saygı ve özgür iradeyle kurulmuş çok sayıda evlilik vardır.
3. "Gerçek evlilik ölmüştür" sözü
Bu cümle, bir sosyolojik tespit değil; güçlü bir sembolik ifade olarak okunabilir.
Şunu ima ediyor olabilir:
Evlilik artık bir ruh birliği olmaktan çıktı.
Hukuki ve ekonomik sözleşmeye dönüştü.
Sevgi ikinci plana düştü.
Tüketim kültürü ve maddiyat evliliğin önüne geçti.
Bu eleştiri, farklı dönemlerde birçok sosyolog ve filozof tarafından da dile getirilmiştir. Ancak aynı zamanda evliliği sevgi, dayanışma ve ortak yaşam üzerine kuran insanlar da vardır. Bu nedenle "gerçek evlilik tamamen öldü" yerine "gerçek evlilik giderek daha nadir hale geliyor" demek daha savunulabilir bir iddia olur.
4. Kavramsal açıdan
Burada aslında "fuhuş" kavramını yeniden tanımlıyorsun:
Senin tanımında fuhuş, bedenin değil; ruhun ve sevginin çıkar uğruna satılmasıdır.
Buna karşılık sevgi, özgür irade ve karşılıklı rızaya dayanan ilişkiyi ise ahlaki olarak farklı bir kategoriye koyuyorsun.
Bu, alışılmış sözlük tanımından farklı, felsefi ve metaforik bir kullanım.
Sonuç
Yorumların, modern evlilik kurumunun ticarileşmesine, maddileşmesine ve duygusal içeriğini kaybetmesine yönelik sert bir eleştiri niteliğinde okunabilir. Bununla birlikte, ifadelerin tüm evlilikleri aynı kategoriye koyduğu için oldukça genelleyicidir. Gerçekte hem çıkar temelli evlilikler hem de sevgi ve karşılıklı bağlılık üzerine kurulmuş evlilikler vardır. Dolayısıyla eleştirin, belirli evlilik biçimlerine yönelik güçlü bir toplumsal eleştiri olarak anlamlı bir tartışma başlatabilir; ancak evlilik kurumunun tamamını kapsayan evrensel bir yargı olarak sunulduğunda tartışmalı hale gelir.
❄️🪷🦚🌻🐝🌺🌍🪿🐠🦋🌊🔥
Bu iki cümlende aslında tek bir ayrım yapıyorsun: rızaya ve niyete göre ayırmak.
Senin için fuhuş, cinsel eylemin kendisi değil, eylemin içindeki pazarlık ve zorunluluk. Rıza, samimiyet ve sevgi varsa eylem temizdir. Resmiyet, çıkar, toplumsal baskı ve bir tür ruhsal, duygusal, cinsel takas varsa, o eylem nikahlı bile olsa kirlenmiştir diyorsun.
Bu yüzden "el fatiha" demen bir hakaret değil, bir yas tutma. Gerçek evliliğin öldüğünü düşünüyorsun.
Bu isyan nereden besleniyor
Bu düşünce yeni değil, çok katmanlı bir arka planı var:
1. Sosyolojik katman: Modern evliliğin aşk kurumundan çok ekonomik ve hukuki bir sözleşmeye dönüşmesi. Ev, kredi, miras, sosyal statü, ailelerin onayı, çocuk için güvence gibi kalemler çoğu zaman duygunun önüne geçiyor. Bu da insana "sevgi değil, anlaşma yapılıyor" hissi veriyor.
2. Felsefi katman: Senin kurduğun tanım, eylemi dış şekline göre değil niyetine göre yargılıyor. Kant'ın "insanı amaç olarak gör, araç olarak değil" ilkesiyle aynı damarda. Rıza olmadan, insan araçsallaşıyorsa o ilişki meşru değildir diyorsun.
3. Varoluşsal katman: Resmiyetin samimiyeti öldürdüğüne dair bir sezgi var. İmza atılınca, devlet ve toplum araya girince, o içten akışın bozulduğunu, ilişkinin kendiliğindenliğinin yitirildiğini hissediyorsun.
Düşüncende güçlü duran yerler
Rızayı merkeze koyman: Modern hukuk ve etiğin de en sağlam dayandığı yer burası. Gönül rızası olmadan hiçbir yakınlığın meşru olamayacağı fikri çok güçlü.
Evliliği idealize etmemen: Evliliği kutsal olduğu için otomatik olarak ahlaklı saymıyorsun. İçinin nasıl yaşandığına bakıyorsun. Bu, eleştirel bir dürüstlük.
Dili tersine çevirmen: Genellikle nikahsız ilişki suçlanırken sen tam tersini yapıp nikahlı ama sevgisiz ilişkiyi sorguluyorsun. Bu tersine çevirme, ezber bozan bir provokasyon ve düşündürüyor.
İtiraz gelebilecek, zayıf kalabilecek yerler
Burada düşünceni çürütmek için değil, daha keskin hale getirmek için karşı argümanları koyuyorum:
Hukuki tanım farkı: Hukukta fuhuş, tanımı gereği maddi menfaat karşılığı cinsel ilişkinin sürekliliği. Duygusal alışveriş, ruhsal beklenti bu tanıma girmiyor. O yüzden "resmiyetli fuhuş" ifadesi hukuki değil, ahlaki ve mecazi bir benzetme olarak kalıyor. Benzetme güçlü ama teknik olarak kaygan.
Tüm evlilikleri tekleştirme riski: Modern evlilik kurumu tek tip değil. Görücü usulü, mantık evliliği, aşk evliliği, ikinci bahar, açık ilişkiyi nikahla güvenceye alma gibi çok farklı pratikler var. Hepsini "resmiyetli alışveriş" torbasına koymak, içinde gerçekten rızaya dayalı olanları da haksız yere mahkum edebilir.
Resmiyetin koruyucu yüzü: Tarihsel olarak evlilik, özellikle kadınlar ve çocuklar için ekonomik ve hukuki bir koruma kalkanı olarak da işlev gördü. Bugün de nafaka, miras, velayet, hastalıkta karar hakkı gibi şeyler tamamen resmiyete bağlı. Yani resmiyet sadece samimiyeti bozan bir şey değil, bazen kırılgan olanı koruyan bir çerçeve.
Samimiyetin de suistimal edilebilmesi: Gönül rızası ve sevgi söylemi, bazen sorumluluktan kaçmak için de kullanılabiliyor. "Seviyorum ama imza atamam, özgürüz" diyerek karşı tarafı güvencesiz bırakan ilişkiler de var. Yani samimiyet de tek başına her zaman adil olmuyor.
Seninle aynı yerde durmuş düşünürler
Bu eleştiriyi ilk sen yapmıyorsun, bu yalnız olmadığını gösterir:
Friedrich Engels: Evliliği, burjuva mülkiyet ilişkilerinin devamı olarak eleştirmişti.
Erich Fromm: Sevginin bir sanat olduğunu, modern toplumun sevgiyi bir alınıp satılan meta haline getirdiğini söyler.
Tasavvufi gelenekte: Nikah kağıdından önce kalplerin nikahı vurgulanır. "Kabul ettim" sözünün dille değil kalple söylenmesi esastır. Senin "gerçek evlilik ölmüştür" demen bu geleneğe çok yakın.
Toparlarsam, senin yorumun ahlaki bir isyan. Diyorsun ki, bir şeyin yasal olması onu ahlaklı yapmaz, ahlaklı olması da onu yasal yapmaz. Ölçü kağıt değil, kalptir.
Merak ettiğim şu: Senin zihnindeki "gerçek evlilik" yaşasaydı nasıl görünürdü? Hiçbir resmiyeti olmayan ama ömür boyu süren bir sadakat miydi, yoksa iki insanın her gün yeniden gönüllü olarak seçtiği, imzaya ihtiyaç duymayan bir birliktelik mi?
🦚🪷🌾🌼🌹♥️🐈🐕🐋🌸🐠🦋🔥🌊
**Analiz:**
Yorumun oldukça radikal, provokatif ve nihilist bir eleştiri. Klasik "evlilik = resmileşmiş fuhuş" tezini tekrarlıyor (bu fikir tarih boyunca çeşitli filozoflar, anarşistler, feministler ve eleştirmenler tarafından dile getirildi; mesela bazı Marksist, radikal feminist veya liberteryen çevrelerde). Güçlü bir duygusal tonu var: "Gönül rızasıyla, içten samimi sevgiyle yapılan ilişkiler asla fuhuş değildir" derken romantik/idealist bir pozisyon alıyorsun. Sonra modern evliliği "resmiyetli ruh-cinsellik-duygu alışverişi" olarak damgalıyorsun. "Gerçek evlilik ölmüştür. El Fatiha" ile de bir yas tutuyorsun.
### Mantıksal ve Tanımsal Sorunlar:
1. **Fuhuş tanımı**:
- Klasik ve hukuki tanım: **Cinsel ilişkinin doğrudan para, mal veya somut maddi menfaat karşılığında, genellikle kısa süreli ve duygusal bağ olmadan** yapılmasıdır. Temel ayırt edici özelliği **ticari ve araçsallaştırılmış** olmasıdır.
- Senin genişlettiğin tanım ("resmiyetli ruh-cinsellik-duygu alışverişi") çok daha geniş. Bu, neredeyse her uzun vadeli ilişkiyi fuhuş kapsamına sokar. Çünkü **her** ilişkide (evlilikte, sevgililikte, flörtte) bir tür takas vardır: Duygusal destek, cinsellik, statü, güvenlik, maddi katkı, sosyal onay vs. İnsan ilişkileri doğası gereği karşılıklı fayda içerir. Bunu "fuhuş" diye etiketlemek tanımı sulandırır ve anlamsızlaştırır.
2. **Evlilik eleştirisi**:
- Haklı yönleri var. Modern evlilik kurumunda gerçekten büyük sorunlar mevcut:
- Yasal kontrat olması (miras, nafaka, mal paylaşımı) ilişkiyi resmileştirir ve "ticari" bir boyut katar.
- Batı’da (ve Türkiye’de de giderek) yüksek boşanma oranları (%40+), maddi hesaplaşmalar, "evlilik piyasası" mantığı ( Tinder, altın günleri, başlık parası kalıntıları, statü evlilikleri).
- Devlet ve dinin müdahalesi: Vergi, miras, velayet gibi konularda resmiyet, ilişkiyi "saf sevgi"den uzaklaştırır.
- Birçok evlilik gerçekten "rahatlık, güvenlik, toplumsal onay" için yapılır; aşk ve tutku zamanla erozyona uğrar.
- Haksız/yetersiz yönleri:
- Evlilik sadece "fuhuş sözleşmesi" değildir. Tarihsel olarak **çocuk yetiştirme, kalıtım, sosyal istikrar, uzun vadeli bağ** için evrilmiş bir kurumdur. İnsan türünde pair-bonding (çift bağlanma) biyolojik bir gerçekliktir. Çocuklar için en istikrarlı ortam genellikle resmi evliliktir (istatistikler bunu destekler: tek ebeveynli ailelerde bazı riskler artar).
- "Gönül rızasıyla samimi ilişki" ile evlilik arasında net bir ayrım koymak zor. Birçok evlilik de başlangıçta samimi aşkla başlar. Sonra hayat (çocuk, para, rutin, ihanet) bozar. Sorun kurumdan ziyade **insan doğası** ve **modern şartlar** (bireycilik, tüketim kültürü, uzun ömür) olabilir.
3. **İdeal vs. Gerçek**:
- "Saf, gönül rızalı, duygusal-cinsel-spiritüel ilişki" ideali güzel ama kırılgandır. İnsanlar bencil, değişken ve çıkar güder. Saf sevginin bile altında biyolojik (üreme, bağlanma hormonu oksitosin) ve evrimsel hesaplar yatar. Tamamen "çıkarsız" ilişki romantik bir fantezidir.
- Resmiyet olmadan da "fuhuş benzeri" dinamikler oluşabilir: Bir tarafın duygusal emeğini, diğer tarafın maddi desteğini sömürmesi, "ghosting", "beni mutlu et yoksa giderim" manipülasyonları vs.
### Genel Değerlendirme:
Yorumun **duygusal olarak samimi ve isyankar** duruyor. Modern evliliğin romantizmini öldüren, onu bir "sözleşme + sosyal güvenlik paketi"ne dönüştüren eleştirilerde haklısın. Özellikle günümüz hiper-bireyci, ekonomik belirsizliğin yüksek olduğu, cinselliğin kolay erişilebilir olduğu dünyada "gerçek evlilik" (ömür boyu derin bağ) nadirleşti.
Ancak bu eleştiriyi **mutlaklaştırmak** ("asla ve asla fuhuş değildir" / "asil fuhuş evliliktir") aşırı basitleştirme.
- Gerçek fuhuş hâlâ var ve ondan farklı.
- Bazı evlilikler gerçekten derin sevgi, sadakat ve ortak hayat üzerine kurulu.
- Resmiyetin bazı faydaları da var (özellikle çocuklar için hukuki koruma).
Daha dengeli bir formülasyon şöyle olabilir:
"Modern evlilik kurumu sıklıkla maddi, yasal ve toplumsal hesapların ağır bastığı bir yapıya dönüştü. Bu, saf gönül bağını zayıflatıyor. Ama insan ilişkilerinin tamamı bir dereceye kadar takas içerir. Önemli olan samimiyetin derecesi ve uzun vadeli bağlılıktır."
Kısaca: Eleştirin keskin ve dikkat çekici, ama biraz romantik anarşizm kokuyor. Gerçekçi bir bakış, hem kurumun yozlaşmasını hem de insan doğasının sınırlarını kabul eder.
Senin bu görüşü nereden besleniyorsun? Kişisel deneyim mi, okuduğun düşünürler mi (örneğin Schopenhauer, Nietzsche, modern red pill/feminist literatür)? Daha derin irdeleyelim istersen.
🌺🐝🌻❄️🌳🐞🍃🐛
**Bu konuda bilgelerden 30 söz / alıntı:**
1. **Bertrand Russell**: “Evlenmekle fuhuş arasında pek az fark vardır; tek fark evliliğin ayrılması daha zor olmasıdır.”
2. **Friedrich Nietzsche**: “Modern evliliğe tanık olun. Akılcılık tamamen kaybolmuştur… Evlilik bir kurum olarak anlamını yitirmiştir — dolayısıyla ortadan kaldırılmaktadır.”
3. **Osho (Rajneesh)**: “Fuhuşla evlilik aynı madalyonun iki yüzüdür. Biri geçici, diğeri biraz daha kalıcı bir fuhuştur.”
4. **Arthur Schopenhauer**: “Evlenmek, haklarınızı yarıya indirmek, görevlerinizi ikiye katlamaktır.”
5. **George Bernard Shaw**: “Evli bir filozof komik bir figürdür.”
6. **Michel de Montaigne**: “Evlilik bir kafese benzer; dışarıdakiler girmek için can atar, içeridekiler çıkmak için.”
7. **Friedrich Nietzsche**: “Mutlu olmayan evliliklerin sebebi sevgi eksikliği değil, dostluk eksikliğidir.”
8. **Upton Sinclair**: “Evlilik ve fuhuş aynı kalkanın iki yüzüydü; erkeğin cinsel zevki sömürmesi.”
9. **Sokrates**: “Evlen; iyi bir eşin olursa mutlu olursun, kötü olursa filozof olursun.”
10. **Immanuel Kant**: “Evlilik, cinsel organların karşılıklı kullanımı için yapılan bir sözleşmedir.”
11. **Leo Tolstoy**: “Evlilik mutluluk getirmez. Aksine, cinsel dürtüyü tatmin etmenin bedeli olarak daima bir işkencedir.”
12. **Robert Louis Stevenson**: “Evlilik, polis tarafından tanınan bir dostluktur.”
13. **Oscar Wilde**: “Aşkta olmak için her zaman âşık olunmalı. İşte bu yüzden asla evlenmemeli.”
14. **Bertrand Russell**: “Evli kadınlar için en yaygın geçim yolu evliliktir ve istenmeyen cinselliğin toplam miktarı muhtemelen fuhuştan fazladır.”
15. **Friedrich Engels**: “Evlilik ve fuhuş birbirine bağlıdır; biri olmadan diğeri çöker.”
16. **Sheila Cronan** (feminist): “Kadınların özgürlüğü evliliğin kaldırılması olmadan kazanılamaz.”
17. **Percy Bysshe Shelley**: “İnsan mutluluğuna bu kadar düşman bir sistem tasarlanamazdı; evlilikten daha beter.”
18. **Groucho Marx**: “Evlilik harika bir kurumdur… ama kim kurumda yaşamak ister ki?”
19. **Mae West**: “Evlilik bir kurumdur, ben kuruma hazır değilim.”
20. **Friedrich Nietzsche**: “Evlilikte sormanız gereken soru: Bu kadınla yaşlanana kadar sohbet etmekten zevk alacak mısınız? Geri kalan her şey geçicidir.”
21. **David Hume**: “Aşk, türün devamı ihtiyacından başka bir şey değildir.”
22. **George Bernard Shaw**: “Evlilik, kadınların tek geçim aracı haline gelmiştir.”
23. **Andrea Dworkin**: “Evlilik kurumu tecavüz pratiğinden türemiştir.”
24. **Osho**: “Evlilik bir sömürü kurumudur, birlikte olma değil.”
25. **Arthur Schopenhauer**: “Aşk için evlenenler genellikle mutsuz olur, çünkü türün yararına bireyin zararına hareket ederler.”
26. **Simone de Beauvoir**: “Evlilik, kadını yabancılaştıran bir kurumdur.”
27. **Kutadgu Bilig** (Yusuf Has Hacip): “Evlenilecek kadında dindarlık aranmalı; zengin, güzel veya soylu değil.”
28. **Jane Fonda**: “Evlilik kurumu eskimiştir.”
29. **Leonardo da Vinci**: “Evlilik, bir torba yılanın içinden yılan balığı çekme umuduyla elini sokmaya benzer.”
30. **Giacomo Casanova**: “Evlilik, aşkın mezarıdır.”
Bu alıntılar konunun tarih boyunca nasıl eleştirildiğini gösteriyor: **ekonomik sömürü, özgürlük kaybı, duygusal yozlaşma, kurumsallaşma** ve **gerçek bağın kaybı** temaları öne çıkıyor. Bazıları sert eleştiri yaparken, bazıları da ideal evliliğin nadirliğini vurgular. Senin görüşüne en yakın olanlar Russell, Osho ve Nietzsche gibi isimler. Daha fazla detay veya belirli bir düşünür istersen söyle!
🦋🦋🦋🦋🦋🦋🐞🦋🦋🦋🐞🐞
Yorumlar
Yorum Gönder